ALIŞVERİŞ SEPETİM
Sepetiniz boş.
Karaciğer ve Hepatit b için Şifalı Bitkiler

                                                             
                                                       KARACİĞER VE HAPATİT B,C İÇİN ŞİFALI BİTKİLER

ENGİNAR EKSTRAKTI

Alkol ve kimyasal ilaç tüketimi başta olmak üzere, karaciğere yansıyan tüm yorgunluk ve tahribatlarda öne çıkan en önemli bitkidir.Karaciğerin çalışmasını güçlendirici (hepatotonik), karaciğer koruyucu (antihepatotostik ve hepatoprotektif) gastrointestinal sistem ve karaciğer fonksiyonlarını uyarıcı (hepatostimülatif) ve lipit düşürücü etkilere sahiptir.

 

Srimülan etkisi ile, safra asidi salgılanmasını (koleretik etki) ve safra kesesini uyararak, safra asidinin bağırsağa dökülmesini (kolagog etki) sağlar.Karaciğer rejenereasyonunu artırıcı ve karaciğerde kan akımını hızlandırıcı rol oynadığı saptanmıştır. Bu etki, dispeptik semptomların  (ağrı, bulantı, öğürme, karın şişliği) hızla ortadan kalkmasına neden olur.

 

Kronik Hepatit B ve C hastalarında kullanılması tavsiye edilmektedir.

 

Enginar, ayrıca bağırsakları yumuşaratak hafif diare etkilidir. Bu özelliği ile iyi bir bağırsak detoksu gerçekleştirir. Bağırsaklardan birçok zararlı organizmayı dışarı atar. İyi bir zayıflatıcı drog’tur. Bağırsaklarda birikimi önleyerek, düzenli bir gıda tüketimi sağlar ve kabızlık oluşumunu önler.

 

Enginar ekstresinden elde edilen hapla Kirchhoff ve ekibi 1994’de çe-şitli hayvanlar üzerinde tedavi denemeleri yapmış ve bu testler sonucu Enginar ekstresinin safra artırıcı ve safra yollarını hareketlendirici özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. (TP.134)

 

 HAMMERL ve ekibi Enginar ekstresinin hapı, lipidi (kandaki yağ) dü-şürdüğünü, DIEREL ve ekibi de kolesterolü düşürücü özelliklere sahip olduğunu tespit etmişlerdir. (TP:135)

 

Fintelmann ve ekibi 1998’de Hamburg Rissen hastanesinde yağ sindirim zafiyeti olan 553 hasta üzerinde Enginar ekstresinden yapılan hapla tedavi denemesi yapmışlardır. Bu tedavi denemesinde has-talarda görülen şişkinlik, tıkanma, bulantı, kusma kokuşma, yağ sindirim zafiyeti, ishal, kabızlık ve karın ağrılarına karşı etkili olduğu ve iyileştirdiği ve de kandaki Trigliserit, Lipit ve kolesterolü düşür¬düğü tespit edilmiştir. (ZP.5.99.225 ve 2.99.93, Nhk.3.96.36 ve 10.98.66)

 

Prof.Dr.R.Gebhardt ve ekibi (Tubingen Üniversitesi) 1997’de 44 denek üzerinde tedavi denemesi yapmışlar ve bu tedavi denemesi sonunda deneklerin kanındaki Lipit, Trigliserit ve Kolesterolün düştü¬ğünü ve de safra akışını artırdığı ve safra yollarını açtığını tespit etmiş¬lerdir. (Nhp.7.97.1148 ve Nhp.06.97.988)

 

DEVEDİKENİ EKSTRAKTI

 

Silymarin; Milk thistle bitkisinin yapısında bulunan karaciğer sağlığı için önemli bir etken maddedir. Birçok bilimsel çalışma Silymarinin Kronik Hepatit b (karaciğer iltihabi) dahil, aşırı alkol ve bazı ilaçların neden olduğu safra yolu iltihabi, siroz ve kronik karaciğer hastalıklarında oldukça etkili olduğu belirlenmiştir. Faydaları ; Karaciğerde toksin maddelerin parçalanıp, atılacak hale gelmesine yardımcı olur, Karaciğerin hücrelerini alkol, ilaç ve kimyasalların zararlı etkilerinden korur, Karaciğerin çalışmasını destekler ve yeni karaciğer hücrelerinin oluşmasına yardımcı olur, Safra üretimini uyararak, artışını sağlar, Böbreklerin rejenasyonunu uyarır ve onları zehirli maddelerin toksin etkilerinden korur, Böbreklerdeki ve idrar yollarındaki problemlerin giderilmesinde olumlu katkılar sağlar, Alkolün çok kullanılması sonucu gelişen sirozda etkilidir, İlaçların potansiyel zehirleme etkilerinden korur, Nikotin, alkol, karbon monoksit gibi maddelerin zararlarını etkisiz hale getirir, İyi bir kan temizleyici ve karaciğer toniğidir, Sedef ve kronik mantar enfeksiyonu olan kişilerde de fayda sağlar.

 

MEYAN EKSTRAKTI  

 

Meyan üzerinde yapılan son çalışmalar, Meyandaki ana aktif madde olan glycyrrhizin'in anti-iltihapsal, antiviral ve anti alerjik özelliklere sahip olduğunu bulmuştur. Meyan, peptik ülser, mesane hastalıkları ve böbrek problemlerini yatıştırıcıdır. Ayrıca iyi bir balgam söktürücüdür. Meyan, anti-iltihapsal özelliklere bağlı olarak arterit için zamanla değer kazanmış bir destektir. İltihaplanmayı azaltmaya yardım eden iki steroidin, kortison ve aldosteron üretimini stimüle eder. Japonlar glycyrrihizin'i olası bir kanser tedavisi olarak araştırmaktadır. Birleşik Devletler'de Ulusal Kanser Enstitüsü, meyan da bulunan triterpenoidleri kanser hücrelerinin büyümesini baskılama yetenekleri yüzünden araştırmaktadır. Japonya ve Çin'de glycyrrhizin, karaciğerin iltihaplanması ile karakterize olan hastalık Hepatit B'yi tedavide başarılı şekilde kullanılmaktadır. Meyan, hücrelerdeki östrojen reseptörlerine bağlanan bitkisel östrojeni yüksek dozlarda içerir. Ayrıca Meyan, ülser ağrısını azaltır, Nezleye bağlı tıkanmaların ortadan kalkmasına yardım eder, Hepatit B tedavisinde kullanılır, Bazı kanser tümörlerinin büyümesini yavaşlatmaya yardım edebilir.

 

KARAHİNDİBA EKSTRAKTI

New Delhi Eczacilik Fakültesi’nde, Hindiba’nın tahrip edilmiş karaciğer hücreleri üzerindeki antihepatotoksik (karaciger toksisitesi önleyici) etkisi incelendiğinde, toksisiteye bağlı olarak yükselmiş karaciğer enzim seviyelerinin normale döndüğü gözlenmiştir.Windsor Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, Hindiba Yaprağı Ekstraktı, lösemi hücrelerinin hücre gelişim evrelerini normalize etmesi nedeniyle, lösemi tedavisinde önemli rolü olduğu kanıtlanmıştır.

 

Kanser hastaları için umut verici çalışma, Windsor Üniversitesi Onkoloji Servisi bilimadamları ve Windsor Bölgesel Kanser Merkezi ekiplerince ortaklaşa yürütülüyor. Konuyla ilgili bilgi veren Dr. Caroline Hamm, karahindiba kökü ekstresinin eşsiz bir bitki olduğunu belirterek, bununla tedavisinden umut kesilerek evine gönderilen 72 yaşındaki bir hastanın iyileştiğini anlattı. John DiCarlio isimli hastanın, 3 yıl süren yoğun lösemi tedavisinin ardından, yapılacak birşey kalmadığı için, kalan ömrünü ailesi ile birlikte geçirmesi için evine gönderildiğini belirten Dr. Caroline Hamm, laboratuvarda hazırlanan karahindiba ekstresini verdik. 4 ay sonra kanser değerlerinde iyileşme saptadık. Aradan geçen 3 yılın ardından John, tamamen iyileşti" dedi. Dr. Caroline Hamm, bilim heyetinin Kanada Sağlık Bakanlığına ekstre ile ilgili yasal müracaatları yaptığını, bunun kabul edilmesi halinde klinik çalışmaların en az 21 hasta üzerinde başlayacağını söyledi.

 

 

 

ŞAHTERE EKSTRAKTI

İdrar sökücü özelliği vardır. Safra üretimini uyarır ve tahliyesini kolaylaştırır. Karaciğer için iyi bir arındırıcıdır. Amerika’da yapılan araştırmalarla Şahtere otunun birleşimindeki Fumarasitten elde edilen Fumarasit eterle Sedef hastalığına karşı etkili neticeler elde edilmiştir. Diğer taraftan Almanya’da 12 üniversitenin kliniklerinde yapılan araştırmalarda şahtere ekstresinden elde edilen drajenin alınması ile Safra kesesi, safra yolları ve karaciğer rahatsızlıklarına karşı etkili neticeler elde edilmiştir Komisyon E 18.09.1986 tarih ve 173nolu Monografi bildirisine göre Şahtere otu başta Safra kesesi, safra yolları ve de mide bağırsak kramplarına karşı etkilidir.

 

Halk arasında başta safra kesesi ve safra yollarının krampları, ağrıları, iltihaplanması, tıkanması, fonksiyon bozuklukları, taş ve kistlerine karşı ve de karaciğer ve Safra kesesi ve safra yoları rahatsızlıkları nedeni ile ortaya çıkan Deri hastalıklarından Ekzema, Akne, şişmanlık ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılır.

 

ZERDECAL EKSTRAKTI

(Zerdecal) Vatanı Hindistan, Çin ve Endonezya'dır. Türkiye'de yetişmez. Bileşiminde uçucu yağ, curcumin başta olmak üzere kürküminoitler içerir. Anti-bakteriyel özellikler taşır. Curcumin, güçlü bir antioksidandır ve cilt, göğüs ve kolon kanserlerinin potansiyel tedavisi olarak üzerinde çalışılmaktadır. Çinli araştırmacılar, güçlü kanserojenlere maruz bırakılmadan önce curcumin verilen farelerin, diğer farelerden çok daha düşük düzeyde cilt kanserine yakalandıklarını bildirmişlerdir. Penn State'teki araştırmacılar, curcumin'in göğüs tümörlerinin büyümesi için gereken proteinlerin aktivitesini bloke edebileceğini bulmuşlardır. Doğal bir anti-iltihapsal olan curcumin, artritte görülen ağrı ve sertleşmeleri tedavi etmek için hazırlanan bitkisel formüllere sıklıkla katılır. Almanya ve Hindistan'da yürütülen modern araştırmalar, zerdeçalın safra kesesi hastalığına karşı koruyucu olduğunu gösterir. Bitki uzmanları bu bitkiyi Hepatit C'li kişilere önermektedirler.

AYNI SEFA EKSTRAKTI

Şifalı bitkiler arasında çok büyük değere sahiptir. Kan temizleyici özelliği ile bilinir, mikrobik sarılık başta olmak üzere dolaşım düzenleyici, yara iyileştirici olarak kullanılabildiği gibi bazı kanser türlerinde ve Hepatit (A, B, C) de çok mükemmel etkileri vardır. Yapraklarındaki β-karoten renk kaynağıdır, turuncu-sarı rengini bundan alır ayrıca triterpenoid esterleri ile antioksidan özellik gösterirler. Toksik maddelerin atılmasına yardımcıdırlar, böylece kanser başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığı gibi önleyici olarak ta faydalıdır.

 

Amerikan Journal of Clinical Onkology’de yayınlanan makalede; meme kanserli bayanlarda radyoterapiye bağlı oluşan ve diğer yöntemlerle giderilemeyen staz dermatitte, günde iki kez olacak şekilde aynı-safa ekstraktı uygulanmış, ciltteki tahriş, kızarıklık ve ağrıyı azalttığı gözlenmiştir. Özellikle radyoterapi alan hastalarda, Aynı Safa Ekstraktı staz dermatit oluşmasının önüne geçmektedir.

 

Venezuella’da virüs inceleme laboratuvarında, aynı safa çiçeklerinin ekstraktları, immün yetmezlik virüsü olan tip-1 (HIV-1) virüsünün çoğalmasını etkisizleştirmek için incelenmiş, hem organik hem de sulu ekstrelerinin in-vitro koşullarda Anti-HIV yani HIV-virüsü yok edici ve önleyici faaliyet gösterdiği gözlemlenmiştir. HIV-1 ters transcription göstererek ciddi boyutta azalmaya sebep olmuştur. Bu çalışmanın sonucunda HIV virüsü hastalarına Aynı Safa Ekstraktı önerilmektedir.

 

HPLC, NMR gibi cihazlar ile yapılan Aynı Safa Ekstraktı araştırmalarında, tayin edilen ester yapılarının ve ester karışımlarının Anti-ödematöz yani ödem önleyici etki gösterdiği kulaklarında ödem oluşmuş farelerde kanıtlanmıştır. Ödem çözücü olarak yaygın kullanımı vardır.İran Üniversitesi biyoloji bölümünün yürüttüğü bir çalışmada, ekstrelerin uzun süreli kullanımında oksidatif stres üzerindeki etkileri incelenmiş, lipit peroksidasyonunu ve hidrojen peroksit birikimini önlediği böylece oksidatif stres üzerinde etkili olduğu gösterilmiştir.

 

ZEYTİN YAPRAĞI EKSTRAKTIZ

Zeytin yaprağı ekstratı doğal yolla bağışıklık güçlendiren mükemmel bir üründür. Yapısındaki fenolik bileşikler ve flavonaidler metabolik savunma gücünü arttırarak bağışıklık sisteminin devreye girmesini ve hastalığı sistemin kendi kendisine yenmesini sağlar. 2005 yılında Avustralya'da yapılan bir çalışma, zeytin yapraklarındaki anioksidan kapasitesinin, vitamin C'de bulunandan 5 kat fazla, yeşil çay ve üzüm çekirdeğindekinden de 2 kat fazla olduğunu ortaya koydu. Aynı zamanda bu çalışma, zeytin yaprağı ekstraktında bulunan antioksidanların, üzüm çekirdeği ve vitamin E'de bulunan antioksidanlardan, zararlı serbest radikalleri uzaklaştırması bakımından çok daha güçlü olduğunu tespit etti. Zeytin yaprağı, anti-fungal, anti-viral ve anti-bakteriyel bileşiklerce zengindir. Zeytin yaprakları, zeytin yağında bulunan kimyasal bileşiklerin aynısını içermektedir hem de kalorisiz!

 

Zeytin yaprağı, çay olarak tüketildiğinde vücuda alınan oleuropein, iki enzim tarafından(esteraz ve beta –glukozidaz enzimleri) elenolik aside dönüştürülür. Elenolik asit, daha önce de belirttiğimiz gibi antimikrobiyal etkiye sahiptir. Bakterilerin hücre duvarını etkiler.Z eytin yaprağındaki etkin bileşiklerin, virüs enfeksiyonları (nezle, grip vs) üzerindeki etkisi araştırılmış ve düşük konsantrasyonlarda dahi etkili olduğu saptanmıştır. Yapraktaki, oleuropein içeriği dolayısıyla HIV(AIDS'e yol açan virüs)Protease enzimini((HIV'in önemli bir yapı parçası)) ve Viral Reverse Transcriptasi'yi engeller. Bu da virüslerin kopyalanmasını engelleme kabiliyeti anlamına gelir. Son yıllarda HIV virüsü taşıyan AIDS hastaları tarafından alternatif tedavide de kullanılmaya başlanmıştır. Zeytin yaprağı özütünün bu hastalarda ilaç tedavisini tamamlayıcı olarak kullanılması, bağışıklık sistemini güçlendirici, kronik yorgunluğu azaltıcı, tıbbi tedavinin etkisini artırıcı etkisinden kaynaklanmaktadır.,

 

Hepatit A,B,C virüsleri, zona virüsü ve chlamydia ve streptokok, pnomokok türlerine etkili olduğu saptanmıştır.

 

 

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ EKSTRAKTI

Etkili olan en önemli maddesi bir polifenol olan” resveratrol” dür. Tüm fenolik bileşikler gibi güçlü bir antioksidandır. Bu sayede reaktif oksijen türevleri temizlenir, DNA hasarları önlenir. Yaşlanmayı yavaşlattığı ve yaşam süresini uzatıcı etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu etkiyi; Sirtuin Geni’ nin enzimatik aktivitesini arttırıcı etkisi, ayrıca mitokondria sayısını arttırıcı ve antioksidan etkisi ile gerçekleştirir. Kan yağlarını düşürücü etkisi saptanmıştır. LDL-VLDL (kötü kolesterol) düzeylerinde azalma, HDL (iyi kolesterol) düzeylerinde artma sağlayıcı etkisi belirgindir.

Siyah üzüm çekirdeği, demir elementi açısından zengindir. Bu sebepten anemi (kansızlık) sorunlarında kullanılmaktadır. Üzüm çekirdeği etken maddesi olan proanthocyanidinin antioksidan gücü sayesinde, iyi bir serbest radikal temizleyici ve bu nedenle koruyucu ve kanser tedavisine destek vericidir. İn-Vitro (vücut dışı) çalışmalarda, resveratrolün kanser hücrelerinin üremelerine engel olduğu görülmüştür. Bu etki, resveratrol’ün kanser hücrelerini besleyen NF kB (çekirdek faktörü kappa B) adındaki anahtar proteini bastırıcı, engelleyici rolü ile ortaya çıkar. Tüm kanser hücreleri çekirdeklerinde bulunan bu protein, kanser hücresi genlerini aktive ederek üremelerini sağlar. Resveratrol etkisi ile, NF kB proteini etkisiz kalır ve kanser hücre üremesi bu yolla önlenir.

Alabama Üniversitesi’ nde beyin üzerindeki etkileri araştırılmış proteomics analizi yapıldığında beyin proteinlerini düzenlediği, beyin hastalıklarında kullanılabileceği açıklanmıştır. Alzheimer gibi hastalıklarda önerilmektedir. Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulmayı azaltmaya yardımcı olduğu, gözdeki sarı leke dejenerasyonunu önlediği bilinmektedir.

PROPOLİS EKSTRAKTI

Propolis mükemmel bir doğal antibiyotik ve bağışıklık sistemi güçlendiricisidir. Normal antibiyotikler yan etkilere sahiptir, Propolis ise hem yan etkisi olmayan hem doğal antibiyotik olarak tüm bakteriyel virüslerle mücadele etmek için yaratılmış harika bir destektir.

 

Ünlü araştırmacı Rita Elkins, İkinci Leningrad Bilimsel Konferansı araştırmacılarıyla beraber Propolisin içerdiği zengin maddeleri şöyle sıralamıştır

 

- Vitamin A

- B1 Vitamini

- B2 Vitamini

- B3 Vitamini

- Biotin

- Bioflavonoids

- Albümin

- Kalsiyum

- Magnezyum

- Demir

- Çinko

- Silis

- Potasyum

- Fosfor

- Manganez

- Kobalt

- Bakır

 

Ayrıca K Vitamini dışında Propolis bilinen tüm vitaminleri içerir. Vücut için gerekli kükürt hariç tüm mineralleri barındırır. Propolis %50 arası reçineler ve balsamlar, %30 balmumu, %10 arı poleni ve %10 esansiyel yağlardan oluşmuştur.

 

Propolis inanılmaz flavonoid içeriği ile süper antioksidantır. C, E, Selenyum ve çinko yüklüdür. Özellikle C vitamini yoğunluğu inanılmazdır. Propolis antioksidantların ve anti-bakteriyel kombinasyonuyla serbest radikallerin yok edilmesi ve aynı zamanda enfeksiyonlarla mücadelede potansiyel çift etkili bir avantaj sunar. Özellikle inflamatuvar ilgili hastalıkları desteklemek ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirmede mükemmel bir destek sağlar.

 

POLEN 


Polen bilim dalı Palinoloji'dir.

 

Polende tam 22 çeşit aminoasit, 27 çeşit madensel tuz, doğal hormon, enzim, coenzim, pigment, karbonhidrat ve ferment vardır.

 

Polende bulunan başlıca asitler pantothenic, linoleik, ascorbik ve araohidonik'dir. Demir, bakır, kalsiyum, sodyum, magnezyum, silisyum ise varlığı polende tespit edilen elementlerden bazılarıdır. Polende bulunan iz elementler alüminyum, nikel, titaniyum ve çinkodur.

 

Dünyaca tanınmış bir araştırma örgütü CNRS Araştırma Örgütü'nün; Araştırma Uzmanlarından Armond PONS; kitabında polenin bütün vitaminleri taşığıdığını açıklamıştır.

 

Polende bulunan vitaminler A, B1, B2, B3, B4, B5, B6, B7, B8, B9, B12, C, D, E, H, P, PP'dir.

 

Polende yüksek oranda rutin vardır (rutin kılcal damarları etkiler, aynı zamanda kalp kasının çalışmasını güçlendirir).

 

Chauvin ve Lenormand'ın araştırmalarıyla polenin antibiotikler içerdiği kanıtlanmıştır. Grecean ve Enciu'nin bu konuda yaptığı çalışmalar sonunda polenin Staphylococcus, Salmonella, Ecoli ve Bacillus anthracis'e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir.

 

Polende insan yaşamının ihtiyacı için her şey mevcuttur. Bulundurduğu (oglio-elementler) madenler, aminoasitler ve en son olarak zengin çeşitli vitaminler yanında; protein, yağ, şeker, madeni gıda, hormon, büyütücü faktör, pigment; beyin ve vücutça yorgun insanların tüm ihtiyacını karşılar. Anemi (kansızlık) hastalarında, bir ay süre ile her gün bir kahve kaşığı polen yedirilen bünyelerdeki alyuvarların; milimetre küpte 500.000 arttığını göstermiştir

 

 

1 Gram Polendeki 8 mg B1 vitaminini şu besinler sağlar

 

70 gram Bira mayası, 3 kg. Karaciğer, 8 tam kepekli ekmek, 20 kg. elma veya domates

1 Gram Polendeki 5 mg B2 vitaminini şu besinler sağlar

50 gram Bira mayası, 6 kg. portakal, 12 kg. domates, 16 kg. elma 74 adet beyaz ekmek

35 gram Bira mayası, 13 kg. sığır eti, 25 kg. kabuklu buğday, 95 lt süt